Kıbrıs sorununda değişen şartlar

SAMİ KOHEN- MİLLİYET
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Kıbrıs Rum Kesimi lideri Nikos Anastasiadis’in 9 Ağustos’ta Lefkoşa’da bir araya geleceklerine ilişkin haber, ilk bakışta, umut verici bir gelişme.
Böylece iki yıldan beri kesik olan Kıbrıs müzakerelerinin başlatılması için BM Genel Sekreteri’nin harcadığı çabalar, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon arama faaliyetinin yarattığı gerginliğe rağmen, bir sonuç vermiş bulunuyor.
Ancak BM’nin Kıbrıs temsilcisinin evinde gerçekleşecek olan bu “gayri resmi” buluşma, esas müzakerelerin yolunu açmaya yönelik bir “görüşmeler için görüşmeler” niteliğindedir. Yani amaç, müzakerelerin bundan sonra hangi kıstas ve esaslar ile yapılacağını tartışmak ve buna göre yeni yol haritasını belirlemektir.
Eğer bu konudaki konuşmalarda bir ilerleme kaydedilirse, BM Genel Sekreteri’nin niyeti, eylül ayında BM Genel Kurulu toplantıları sırasında Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin de katılımıyla beşli bir konferans düzenlemektir.
Kısacası, Akıncı-Anastasidis buluşması, Kıbrıs sorununa çözüm arama süresinin başlangıcı olabilir. Yeter ki müzakerelerin şartları ve esasları üzerinde yeni bir ortak yaklaşım ortaya çıksın…

***
Akıncı-Anastasidis buluşması, Kıbrıs ile ilgili birtakım yeni şartların meydana geldiği bir zamanda gerçekleşmiş olacak.
Türkiye açısından Kıbrıs sorununu yaklaşımı etkileyen iki önemli gelişme var. Bunlardan biri, gerek Ankara’da gerekse KKTC’de, çözüm konusundaki temel tutum değişikliğidir. Başka bir deyişle, Türk tarafı artık açık bir şekilde, “iki ayrı devlet” modelini savunmaktadır.
Yıllardan beri devam eden müzakerelerde tartışılan federal sistem üzerinde (özellikle detaya inildiğinde) mutabakat sağlamak mümkün olmamıştır. Bu da Rum tarafının Türklerin “eşitlik” talebini kabul etmemesinden ve kendi hâkimiyeti üzerinde ısrar etmesinden kaynaklanıyor.
Türk yetkililer son zamanlarda federasyon modeliyle ilgili müzakerelerin devamında yarar görmediklerini, “başka alternatifler”in de masaya getirilmesi gerektiğini söylüyorlar ve kendi tercihlerinin “iki ayrı devlet” esasına dayalı bir çözüm olduğunu da gizlemiyorlar. KKTC’de iş başına gelen yeni Başbakan Ersin Tatar bu görüşü sık sık dile getiriyor.
Rum tarafının müzakerelerde masaya başka alternatiflerin ve hele iki ayrı devlet formülünün getirilmesine hiç de taraftar olmadığı anlaşılıyor. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu son bir demecinde iki yıl önce İsviçre’deki bir toplantıda Anastasidis’in kendisine iki ayrı çatı altında bir Kıbrıs modelinden söz ettiğini öne sürdü. Ama Rum hükümet sözcüsünün bunu kesinlikle yalanlaması, Rumların böyle bir niyeti taşımadığını gösteriyor.

***
Kıbrıs sorununu etkileyen son diğer gelişme, Türkiye’nin ada açıklarında doğal gaz arama faaliyetine girişmesidir. Bunun yarattığı gerginlik, iki tarafın arasını daha da açıyor. Akıncı’nın ortak bir Kıbrıs Türk-Rum komitesinin kurulmasına dair önerisi, Anastasidis tarafından reddedildi. Rum tarafı uluslararası platformda Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışıyor, Türkiye ise kararlılığını sürdürüyor.
Doğu Akdeniz’deki bu kriz, Kıbrıs sorununa çözüm arama çabalarını nasıl etkileyecek? Akıncı-Anastasidis buluşması bunun bir işaretini verecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir